Londra’nın En Güzel Mimarileri


Avrupa’nın en eski ve en kalabalık yerleşim yerlerinden Londra, aynı zamanda ada ülkesinin en popüler şehri. Her yıl yaklaşık 20 milyon turistin ziyaret ettiği ve 300 farklı dilin konuşulduğu kozmopolit şehir, bu özelliklerinin yanında adeta mimari bir sergi. London Tower’dan Tate Modern’e eski ve yeni onlarca mimari şahesere ev sahipliği yapan kent, bu özelliği ile farklı bir zenginlik sunuyor.



Westminster Sarayı



Lord ve Avam kamarasını barındıran, İngiliz Parlamentosu’nun da içinde bulunduğu Westminister Sarayı, meşhur Thames Nehri’nin kuzey yakasında yer alıyor. Mimarisi ve yapısı açısından karmaşık bir düzene sahip olan yapının 100 odası bulunuyor. 1834 yılındaki büyük Londra yangınında zarar görüyor ve 30 yıllık bir restorasyon sonucu yenileniyor. Restorasyonun büyük kısmını ise mimar Charles Barry ile yardımcısı Augustus Welby Pugin üstleniyor.



Big Ben Saat Kulesi



İngiltere’nin simgesi olarak  görülen Big Ben Saat Kulesi, Westminister Sarayı’nın restorasyonu ile aynı dönemde yapılmış. Dünyanın en büyük ikinci, 4 yüzlü saati olan kuleye adını veren çanın sesi 14 km öteden dahi duyuluyor. Kuvvetli bir sese sahip olan bu saatin ağırlığı 5.5 ton, çanın ağırlığı ise 13.5 ton. Londra gezinizde kulenin hemen önündeki köprüden öz çekim yapmayı unutmayın.



Westminster Abbey



Parlamento Binası’nın hemen karşısında bulunan manastır, V. Edward ve VIII. Edward dışındaki tüm taç giydirme törenlerine ev sahipliği yapıyor. Yapılışı 1050 yılına kadar giden yapının bir başka özelliği ise birçok ünlü ismin mezarının burada bulunması. Charles Darwin, Sir Isaac Newton, David Livingstone gibi isimlerin mezarının bulunduğu manastıra giriş ücreti 15 pound.



Tower Bridge



Londra’nın simgesel yapılarından Tower Bridge, 1894 yılında tamamlanmış. Thames Nehri’nin iki yakasını birleştirme amacıyla açılır kapanır tasarlanan köprü, yılda yaklaşık 1000 kez açılıp kapanıyor. Yüksek yaya ve aşağıdan araba yolu ile bağlanmış iki kuleden oluşan köprünün içindeki makine dairelerini ziyaret edebiliyorsunuz. Ayrıca Kule’nin alt tarafında bir hediyelik eşya mağazası mevcut.



St. Paul Katedrali



Avrupa’nın en büyük katedrallerinden biri olma özelliğini taşıyan St. Paul katedrali, sadece kubbe kısmıyla St. Peter Katedrali’nden küçük. İnşa edildiği arazi üzerine tam 5 kilise yapılmış. Büyük Londra Yangını’ndan etkilenmeyeceği düşünülerek herkes tüm mal varlığını buraya getiriyor. Ancak yangının giderek büyümesi sebebiyle bu katedral de alevlere teslim oluyor. Restorasyonu 1708 yılında tamamlanarak, mimarı Christopher Wren’in 76. doğum gününde yeniden açılıyor. Merdivenlerinde oturup dinlenebileceğiniz katedralin ünü ise prenses Diana ve prens Charles’ın düğün töreninin yapılması ile oldukça arttı.



Buckingham Sarayı



Buckingham dükü için inşa edilen saray, kraliçe Victoria’nın tahta çıkışından sonra kraliyet sarayı olarak kullanılmış. 775 odalı saray resmi törenlere ev sahipliği yapıyor. Kraliçe Elizabeth bulunduğu zaman sarı, kırmızı ve mavi renkli bayrağın çekildiği sarayda kraliyet koleksiyonun sergilendiği Queens Galeri ziyaret edilebilir.



London Eye



Milenyum kutlamaları çerçevesinde inşa edilen devasa dönme dolabın diğer bir adı da ”Millenium Wheel”. En tepe noktası 132 metre yükseklikte olan yapının, Londra’nın ilçelerini temsilen 32 adet kapsülü var. 25 yolcu kapasitesi olan kapsüllerden, kuş bakışı Londra manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz. Big Ben’in karşı yakasında bulunan London Eye’ın altında Londra Akvaryumu ve London Dungeons bulunuyor.



Tate Modern



Tate Modern, eski bir elektrik santralinin ünlü mimarlık ofisi Herzog & de Meuron tarafından müzeye dönüştürülmesiyle 2000 yılında hizmete açılıyor. Modern Sanat Müzesi olarak tasarlanan binaya, beklenenden fazla ziyaretçi çekmesi sebebiyle 2012 yılında ek binalar inşa ediliyor. İçerisinde ulusal ve uluslararası onlarca sanat eserine rastlıyorsunuz.



The Shard



Asıl ismi “London Bridge” olan gökdelene, genellikle şeklinden dolayı cam kırığı anlamında ’shard’ deniliyor. 2012 yılında tamamlanmasına rağmen şimdiden şehrin simgelerinden biri. Avrupa birliğinin en yüksek binası olan 310 metre uzunluğundaki yapı, cephesinde kullanılan özel camlar sayesinde güneşin gün içinde gelen farklı açılarına göre ton değiştiriyor. Bina ofis, otel ve konut olarak kullanılıyor.

KATEGORİLER